PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.S.) HZ. ADEM’DEN BU YANA TÜM DEDELERİ VE AİLELERİ VE HAKLARİNDA KISA BİLGİ

 

Efendimizin soyu; Muhammed Resûlullah b. Abdullah b. Abdulmuttalib b. Hâşim b. Abdumenâf b. Kusay b. Kilâb b. Mürre b. Kab b. Luey b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyâs b. Mudâr b. Nizâr b. Mâd b. Adnân b. Üded b. Mukavvim b. Nâhur b. Târah b. Ya’rub b. Yeşcüb b. Nâbit b. İsmâîl b. İbrâhîm b. Âzar’dır. Tevrat’ta İbrâhîm b. Âzar b. Târah b. Nâhûr b. Arğûvâ b. Sârih b. Fâlih b. Âbir b. Şâlih b. Erfehşad b. Sâm b. Nûh b. Lemk b. Müteveşeleh b. Yerd b. Mühlâlîl b. Kaynân b. Enûş b. Şît b. Âdem /Ebû’l-Beşer’dir.1

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.S.) HZ. ADEM’DEN BU YANA DEDELERİ

BABASI ABDULLAH

Künyesi: Ebû Muhammed, Ebû Ahmed veya Ebû Kusem’dir.2

Allah Resûlü’nün (a.s.m) babası olan Abdullah, çok yakışıklı, bir o kadar ahlaklıydı.

Muhammed (a.s.m) adında bir oğlu oldu. Böylece babadan oğla geçen Nur-u Muhammed’i sahibini buldu.3 Peygamber babası olmanın bereketiyle kuru ağacın altında otursa yeşerirdi. Oradan ayrıldığında yeniden eski haline dönerdi.

Ebû Tâlib, Zübeyr ve Abdulmuttalib kızlarındab Hz. Safiye hariç diğer beşi ile anne-baba bir kardeşti. Annesinin ismi Fâtıma binti Amr b. Âyiz b. İmrân b. Mahzûm b. Yakaza b. Mürre b. Kab b. Lüey’di.

Efendimizin doğumundan önce veya Efedimiz iki aylık iken vefat etti. Medine’de Nâbiğa lakabı ile tanınan Hâris b. İbrâhîm b. Surâka el-Uzrî’nin evinde vefat etti, bu eve defnedildi.4

DEDESİ ABDULMUTTALİB

Asıl adı Şeybe olan dedesi, Medine’de doğdu.5 Babası Hâşim ticaret için gittiği Medine’de Selmâ hanımla evlendi. Düğünden bir kaç gün sonra hazırlanıp Mekke’ye gittiler. Hamile kalan Selmâ Hanım, doğum yaklaşınca eşine kendisini Medine’ye götürmesini rica etti. Burada dünyalar güzeli bir oğulları oldu. Ona Şeybe adını verdiler. Babası vefat edince yetim kalan Şeybe, çocukluğunu Medine’de geçirdi.

Amcası Talib onu alıp Mekke’ye getirdi. Onu görenler Muttalib’in kölesi sandığı için adı Ebdulmuttalib /Muttalib’in kölesi olarak kaldı. On veya on bir oğlu altı kızı oldu.

İKİNCİ DEDESİ HÂŞİM

Abdulmuttalib, Nadle, Hâlide, Daîfe, Şifâ, Rukiyye, Hayye, Esed, Ebû Seyfî adında dokuz çocuğu oldu. Nübüvvet nuru Efendimizin dedesi Abdulmuttalib ile devam etti. Kızlarından Şifâ, Hâşim b. Muttalib ile evlendi. Ondan Abduyezîd adında bir oğlu oldu. Hâlide, Esed b. Abduluzzâ ile evlendi. Ondan Nevfel, Habîb, Seyfî ve Rukeykâ adında dört çocuğu oldu. Seyfî Ficar savaşında öldü. Hayye, Hâşim b. Echem ile evlendi. Ondan Üseyd, Züra’, Mürre, Varâka.. adında on çocuğu oldu.

Oğullarından yalnızca Abdulmuttalib’in soyu devam etti.

Esed’in Fâtıma adında bir kızı oldu. Ebû Talib ile evlenen Fâtıma’nın, Hz. Ali, Hz. Cafer, Âkil, Ümmü Hânî… adında çocukları oldu.

Ebû Seyfî’nin Rukiyye, Dahhâk, Amr ve Seyfî adında iki çocuğu oldu. Rukiyye Nevfel b. Üheyb ile evlendi. Ondan tanınmış sahabilerden Mahreme oldu. Seyfî’nin çocuğu olmadı.6

ÜÇÜNCÜ DEDESİ ABDUMENÂF

Asıl ismi Muğîre olan Abdumenâf’ın annesi Hubbâ binti Huleyl b. Hubşiyye’dir. Çok yakışıklı biri olduğu için halk arasında Kameru’l-Batha / vadinin ayı lakabı ile anılırdı. Doğumundan bir süre sonra annesi onu Menâf adındaki puta hizmet için adadığı için Abdumenâf /Menâf’ın kulu adını aldı. O da ataları gibi kendini halka hizmete adadı. Ehabiş ismi verilen kabilelerle anlaşma yaparak halkın güvenliğini sağlamaya çalıştı. Fırsat buldukça insanlara konuşma yaptı:

-Allah’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirin, akrabalık bağlarını gözetin kabilinden sözler söyleyerek onları iyiliğe yönelendirmeye gayret etti.7

Hâşim /Amr, Abduşşems, Muttalib, Nevfel, Tümâdır, Kılâbe, Hayye, Hâle, Rayte ve Ümmü Süfyan adında on çocuğu oldu. Nübüvvet nuru Hâşim ile devam etti. Kızlarından Tümâdır, amcası oğlu Abdumenaf b. Abduddâr ile evlendi. Ondan Hâşim ve Kelde adında iki oğlu oldu. Kılâbe, Abduluzzâ b. Âmir b. Umeyr ile evlendi. Ondan Habîb, Tarîf, Câbir ve Selâmân adında dört oğlu oldu. Hayye, Züveylim b. Cuayl ile evlendi. Ondan Abdumenaf adında bir oğlu oldu. Hâle, Hâlid b. Âmir b. Ümeyye ile evlendi. Ondan Ahsem adında bir oğlu oldu. Ümmü Süfyân, Sübey’ b. Habîb ile evlendi. Ondan Süfyân adında bir oğlu oldu. Rayte ise Muayt b. Âmir ile evlendi. Ondan Hilâl adında bir oğlu oldu.

Dört oğlunun her birinin soyundan gelenler çeşitli kabilelere ayrıldı. Hâşim’in soyundan gelenlere Hâşim oğulları, Muttalib’in soyundan gelenlere Muttalib oğulları, Nevfel’in soyundan gelenlere Nevfel oğulları, Abduşşems’in soyundan gelenlere ise Abduşşems oğulları denildi. Haşim oğulları zaman içinde Abdulmuttalib, Abbasiler ve Ehl-i Beyt gibi kollara ayrıldılar. Abduşşems oğullarının en kalabalık kolunu, tarihe Emeviler olarak geçen Ümeyye oğulları oluşturdu. Abduluzzâ, Habîb, Rebîa, Abduümeyye ve Nevfel kolları öne çıkamadılar.8

DÖRDÜNCÜ DEDESİ KUSAY

Asıl adı Zeyd olan Kusay’ın annesi Âtike binti Hilâl’dir. Abdumenaf, Abduddar, Abduluzzâ, Abdullah Abd, Tahmur ve Berre adında yedi çocuğu oldu. Nübüvvet nuru Abdumenaf ile devam etti. Kızı Berre, Amr b. Mahzûm ile evlendi. Ondan Abdullah ve Abduluzzâ adında iki oğlu oldu. Diğer kızı Tahmur, İmrân b. Mahzûm ile evlendi. Ondan Âiz ve Abd adında iki oğlu oldu. Kusay, ticaret için gittiği sefer sırasında, henüz gençliğinin baharında iken Gazze’de öldü.9

Abduddar’ın soyundan gelen ve Musab b. Umeyr gibi meşhur sahabilerin mensubu olduğu Kureyş kabilesine Abduddar oğulları denildi. Abd’ın soyundan gelen ve Tüleyb b. Umeyr gibi sahabilerin mensubu olduğu Kureyş kabilesine ise Abd oğulları denildi. Gelişmeyen kabile çok küçük kaldı. Abduluzzâ’nın soyundan gelen Hz. Hatice, Zübeyr b. Avvâm ve Hakîm b. Hizâm gibi meşhur sahabilerin mensubu olduğu kabileye ise Esed b. Abdululuzzâ oğulları denildi.10

BEŞİNCİ DEDESİ KİLÂB

Asıl adı Hakîm olan Kilâb’ın annesinin adı Hind binti Süreyr b. Salebe’ydi. Kusay /Zeyd ve Zühre adında iki oğlu oldu. Nübüvvet nuru Kusay ile devam etti. Zühre’nin soyundan gelen nesilden Hz. Âmine’nin de mensup olduğu Zühre oğulları kabilesi oluştu. Hz. Amine’nin endi kabilelerinden olması ile iftihar eden Zühre oğulları “Bizler Allah Resulü’nün (a.s.m) dayılarıyız.” Diyerek bununla iftihar ederlerdi.11

ALTINCI DEDESİ MÜRRE

Annesinin adı Mahşiyye binti Şeybân b. Muharib b. Fihr olan Mürre’nin Kilâb, Teym ve Yakazâ adında üç oğlu oldu. Nübüvvet nuru Kilâb ile devam etti. Teym’in soyundan gelen ve Hz. Ebu Bekir’in mensubu olduğu Kureyş kabilesine Teym oğulları denildi. Yakazâ’nın soyundan gelen ve Hâlid b. Velîd’in de mensubu olduğu Kureyş kabilesine ise Mahzûm b. Yakazâ oğulları denildi.12

YEDİNCİ DEDESİ KAB

Annesinin adı Maviye binti Kab b. Kayn’dır. Kab, Arapların tarihlerini onun ölümü ile başlatacak kadar saygın bir liderdi. Halk Fil vakası oluncaya kadar olayları “Şu olay Kab’ın ölümünden … yıl önce veya sonra oldu.” diye onun ölümüne göre tarihlendirirlerdi.

Kab’ın Mürre, Adiy ve Huseys adında üç oğlu oldu. Nübüvvet nuru Mürre ile devam etti. Adiy b. Kab’ın soyundan gelen ve Hz. Ömer’in mensubu olduğu Kureyş kabilesine Adiy oğulları adı verildi. Huseys’in torunlarından Cumah b. Amr b. Husays’ın soyundan gelen ve Mekke liderlerinden Safvân b. Ümeyye’nin mensubu olduğu Kureyş kabilesine Cumah oğulları denildi. Sehm b. Amr b. Huseys’ın soyundan gelenler ve Mekke liderlerinden Amr b. Âs’ın mensubu olduğu Kureyş kabilesine ise Sehm oğulları adı verildi.13

SEKİZİNCİ DEDESİ LÜEY

Annesinin adı Âtike binti Yehlüd b. Nadr olan Lüey’in Kab, Âmir, Sam, Sa’d, Hâris, Huzeyme ve Avf adında yedi oğlu oldu. Nübüvvet nuru kardeşlerden Kab ile devam etti. Kab ve Âmir Mekke’de kaldılar. Âmir’in soyundan gelenlen Kuryşlilere Âmir b. Lüey oğulları adı verildi.14

Hâris b. Lüey oğulları Hemedân’a yerleşti. Onun soyundan gelenlere Cüşem oğulları denildi. Sam b. Lüey oğulları Umman’a gittiler. Avf b. Lüey oğulları Gatafanlarla birleşti, Zübyân oğullarının Mürre oğulları boyunu oluşturdular. Huzeyme b. Lüey oğulları da Rebîalıların kollarından Şeybân b. Zühl b. Bekr b. Vâil oğullarının arasına karaştılar. Daha sonraları anneleri Âize’nin ismi ile anıldılar. Sa’d b. Lüey’in çocuklarının hepsi kızdı. Tamamı Şeybân oğullarından birileri ile evlendiler.

DOKUZUNCU DEDESİ GÂLİB

Annesinin adı Leylâ binti Hâris b. Teym olan Gâlib’in Lüey ve Teym adında iki oğlu oldu. Nübüvvet nuru Lüey ile devam etti. Teym’in soyundan gelen kabileye Teym-i Edrem adı verildi. Bu kabilede Muharibler gibi Mekke dışında oturdular. Hilâl b. Abdullah b. Abdumenat ile Mekke Fethi sırasında ölüm emri verilen İbn Hatal bu kabiledendi.15

ONUNCU DEDESİ FİHR

Annesinin adı Cendele binti Âmir /Hâris el-Cürhümî olan Fihr’in lakabı Kureyş’ti. Kabileleri bir araya topladığı için bu lakabı aldı. Bazılarına göre asıl ismi Kureyş lakabı Fihr’di. Himyer krallarından Hassân b. Abdukülâl Hacerü’l-Esved’i alıp Yemen’e götürmek için ordusu ile Mekke’ye gelince, ona karşı çıkma cesaretini gösteren halkı krala karşı organize etti. Kinâne, Huzeyme, Esed ve Cüzame kabileleri onun komutasında bir araya gelerek Himyer kralı ile savaştılar. Kralı esir aldılar. Üç yıl esir kalan kral fidye ödeyerek kurtuldu. Bu olaydan sonra Fihr’e Kureyş lakabı verildi. Kureyş kabileleri Fihr’den sonra oluşmaya başladı.16

Gâlib, Hâris, Muhârib ve Cendele adında dört oğlu oldu. Nübüvvet nuru kardeşlerden Gâlib ile devam etti. Hâris’in soyundan gelen ve Ebû Ubeyde b. Cerrâh’ın da mensubu olduğu Kureyş kabilesine Hâris b. Fihr oğulları denildi. Muhârib’in soyundan gelen Kureyş kabilesine de Muhârib oğulları adı berildi. Her iki kabilede Mekke’nin dış mahallelerinde ikamet ettiler. Aşere’i-Mübeşşereden Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Afrika Fatihi ve Kayravân şehrinin kurucusu Ukbe b. Nâfi Hâris oğullarından, Kufe valiliği yapan Dahhâk b. Kays ve Mekke Fethi şehitlerinden olan Kürz b. CâbirFihr oğullarındandı.17

ON BİRİNCİ DEDESİ MÂLİK

Annesinin adı İkrişe binti Advân olan Malik’in Fihr adında bir oğlu oldu. Nübüvvet nurunu taşıyan Fihr’in diğer ismi Kureyş’ti. Kureyşliler onun soyundan geldiler. Onun soyundan gelen tüm kabileler Kureyş kabilesi olarak kabul edilirdi.18

Bazıları Kinâne’nin soyundan gelenleri Kureyşli sayarlar. Ancak genel kanaat Fihr’in soyundan gelenlerin Kureyşli olduğu yönündedir.

ON İKİNCİ DEDESİ NADR

Asıl adı Kays, annesinin adı Berre binti Mürre b. Üd’dür. Mâlik, Salt ve Yehlüd adında üç oğlu oldu. Nübüvvet nuru kardeşlerden Mâlik ile devam etti.

Kinânelilerin Amr b. Hâris oğulları kolu Yehlüd’ün soyundan geldi. Hatta bazıları Kureyşlilerin isimlerini bu soydan gelen Kureyş b. Bedr b. Yehlüd’den aldığını söyler. Kureyş Kinâne kervanlarına rehberlik ederdi. Kervanların geldiğini görenler “Kureyş’in kervanı geldi.” Diye bağırarak halka haber verirlerdi. Bu isim zamanla yerleşti. Mekke’de yaşayanlara Kureyş denildi.19

Salt ve onun soyundan gelenler, Müleyh oğullarının arasına karıştılar. Zamanla o kabileden sayıldılar.

ON ÜÇÜNCÜ DEDESİ KİNÂNE

Annesinin adı Avâne binti Sad olan Kinâne’nin Nadr, Mâlik, Abdumenat ve Milkân adında dört oğlu oldu. Nübüvvet nuru kardeşlerden Nadr ile devam etti. Kinâne ve soyundan gelenler Kinâne oğulları olarak adlandırıldılar.20

ON DÖRDÜNCÜ DEDESİ HUZEYME

Annesinin adı Selmâ binti Eslem el-Kudâî olan Huzeyme’nin Kinâne, Esed, Esede ve Hûn adında dört oğlu oldu. Nübüvvet nuru kardeşlerden Kinâne ile devam etti. Belazurî; Hübel’i Kabe’ye koyan kişinin Huzeyme olduğunu söyler.21

Lehm, Cüzâm ve Âmile kabileleri Esed b. Huzeyme’nin, Adel, Kâre ve Dîş kabileler ise Yeyşa’ b. Hûn’un soyundan geldiler. Adel, Kâre, Dîş ve Huzaalıların kolu olan Hayâlar, Mustalık oğulları Hâris b. Abdumenaf b. Kinâne oğullarının müttefiki oldular. Kureyşliler Bekir b. Abdumenaflara karşı Hâris b. Abdumenaf’ın yanında yer aldığı için bu kabileler dolaylı olarak Kureyşlilerin Müttefiki sayıldılar. Bu nedenle kendilerine Ehâbîşu Kureyş denildi.22

ON BEŞİNCİ DEDESİ MÜDRİKE

Asıl adı Amr’dır. Annesinin adı ise Hindif /Leylâ binti Hülvân el-Kudaî’dir. Huzeyme ve Hüzeyl adında iki oğlu oldu. Nübüvvet nuru Huzeyme ile devam etti. Gâlib adında bir oğlu daha olduğu söylenir.23

ON ALTINCI DEDESİ İLYÂS

Annesinin adı Rebbâb binti Hayde /Kayde b. Ma’d olan İlyâs’ın Müdrike /Âmir, Tâbiha /Amr, ve Kamaa’ /Umeyr isminde üç oğlu oldu. Nübüvvet nuru Müdrike ile devam etti. Tâbiha ve Kamaa ve çocukları Yemen’de yaşadılar. Soylarından gelenlere Hindef oğulları denildi. Huzâalar Kamaa’nın soyundan geldiler.

Neslinden gelen insanlara hac menasiki ve telbiyeyi öğreten İlyâs, hikmet ehli bir kişiydi. Araplar onu Lokman hekim gibi görür, saygıda kusur etmezlerdi. Seyyidü’l-Aşiret lakabı ile anar, önemli işlerde görüşüne başvurur, fikrini almadan harekete geçmezlerdi.

Kaybolmaya yüz tutan Hac Menasiklerini yeniden canlandırdı. Kurbanları Beyt-i Haram’a sevketme işini başlattı. Yıkılan Rüknü yaptırdı. Kendisinden övgü ile bahseden Allah Resulü (a.s.m):

İlyâs hakkında kötü söz söylemeyin zira o mümindir. Lokmân Hekim’in yaşadığı zamandaki insanlar katındaki yeri ne ise İlyâs’ın Araplar katındaki yeri oydu, buyurdu.24

ON YEDİNCİ DEDESİ MUDAR

Asıl adı Amr, annesinin adı Sevde binti Akk’tır. İlyâs ve Aylân adında iki oğlu oldu. Nübüvvet nuru İlyâs ile devam etti. Kays-ı Aylan ismi verilen Yemenli büyük bir kabile Aylân’ın soyundan geldi. Allah Resûlü (a.s.m) onun hakkında “Mudar’a hakaret etmeyin zira o Müslüman oldu, buyurdu.”25

ON SEKİZİNCİ DEDESİ NİZÂR

Annesinin adı Muâne binti Cüşem olan Nizâr’ın Mudar, Rebîa ve Enmâr adında üç oğlu oldu. Nübüvvet nuru Mudar ile devam etti. Üç oğlunun soyundan gelenler Yarımadanın büyük kabilelerini oluşturdular. Yemen’de yaşayan Hasam ve Becile kabileleri Enmâr’ın Hasam ve Becile isimli oğullarının soyundan geldiler. Rebîa ve Mudar’ın soyundan gelenler bir çok kola ayrıldılar. Mudar’ın soyundan gelenlerin bir kısmı Irak, Enmâr’ın soyundan gelenlerin bir kısmı Şam taraflarına gittiler.26

ON DOKUZUNCU DEDESİ MA’D

Annesinin adı Mehded olan Ma’d’ın Nizâr, Kudâa, Kanas ve İyâd isminde dört oğlu oldu. Nübüvvet nuru Nizâr ile devam etti. Yarımadanın en önemli kabilelerinden biri olan Kudâalılar oğlu Kudâa’nın soyundan geldi. Yemen’in güneyinde yaşayan kabile, buranın yerlileri olan Zû Külâ’lar ile Himyer devletini kurdular.27

YİRMİNCİ DEDESİ ADNÂN

Annesinin adı Belhâ binti Yareb veya Mütemettire binti Ali’dir. Efendimizin soyunun kendisine kadar uzadığı hususunda hiçbir ihtilaf bulunmayan son atasıdır. Hz. İsa’nın (a.s.) yaşadığı yıllarda yaşadı. Ma’d ve Akk /Hâris adında iki oğlu oldu.28 Nübüvvet nuru Ma’d ile devam etti. Yemen’e giden Akk, Eşariler’den bir hanımla evlenerek buraya yerleşti. Büyük bir kabile olan Akkların Ans ve Bevlân gibi pek çok boyu oldu.29

YİRMİ BİRİNCİ DEDESİ ÜDED

YİRMİ İKİNCİ DEDESİ MUKAVVİM

YİRMİ ÜÇÜNCÜ DEDESİ NÂHUR

YİRMİ DÖRDÜNCÜ DEDESİ TÂRAH

YİRMİ BEŞİNCİ DEDESİ YA’RUB

YİRMİ ALTINCI DEDESİ YEŞCÜB

YİRMİ YEDİNCİ DEDESİ NÂBİT

YİRMİ SEKİZİNCİ DEDES Hz. İSMÂÎL

YİRMİ DOKUZUNCA DEDESİ HZ İBRÂHİM

OTUZUNCU DEDESİ ÂZAR

OTUZ BİRİNCİ DEDESİ TÂRÂH b. NÂHÛR

Hz. İbrâhîm’in babasıydı. İsmi Târah, lakabı Âzar’dı. Ateşe tapan zalim hükümdar Nemrûd zamanında yaşardı. Nemrûd’un yakınında olan Târâh, put hanenin bakıcılığını yapardı….İki yüz beş yıl yaşadı.30

OTUZ İKİNCİ DEDESİ NÂHÛR b. SÂRÛĞ

Babası vefat edince insanlara davet görevini Nâhûr üstlendi. Yaşadığı dönemde puta tapma çok yaygınlaşmıştı. Halkı uyaran Nâhûr, puta tapmaktan vazgeçirmeye çalıştı. Lakin dinleyen olmadı.

OTUZ ÜÇÜNCÜ DEDESİ SÂRÛĞ /SÂRÛH b. ARĞÛ /RÂU

Arğû vefat ettikten sonra zulüm yaygınlaştı. İnsanlar Sârûğ döneminde putlara tapmaya başladılar. Genelde vefat eden faziletli saygın insanların sureti put şeklinde yapılıp tapınıldı. Şeytan vesvese vererek tapınmayı fazilet olarak gösterildi. Şeytana aldanan insanlardan kimi putlara, kimi Güneş’e, kimi aya, kimi taşa toprağa ağaçlara rüzgara kuşlara taparak İslam’dan uzaklaştılar.

Yüz otuz yaşına geldiğinde bir oğlu oldu. İsmini Nâhûr adını koydu.

Sârûğ vefat edeceğini anlayınca oğlu Nâhûr’u yanına çağırdı. Allah’a ibadet etmesini vasiyet etti. Âb ayının üçüncü Pazar günü iki yüz otuz yaşında vefat etti.31

OTUZ DÖRDÜNCÜ DEDESİ ARĞÛ b. FÂLİĞ

Babasından sonra iyiliği emir kötülüklerden sakınma görevini Arğû üstlendi. Nemrûd zamanında yaşayan Arğû, Bâbil’de ikamet ediyordu. Sarh sarayını yaptıran Arğû, ilk krallık tacı giyen kişi olarak tarihe geçti. Altmış yedi yıl krallık yaptı.

Otuz iki yaşında iken Sârûğ adında bir oğlu oldu.

Yetmiş dört yaşına geldiğinde Hz. Adem’in yeryüzüne indirilişinin üçüncü bin yılı bitti. Dördüncü bin yıla girildi.

Nisan’ın on dördünde Çarşamba günü, Yakûbî’ye göre iki yüz, İbn Habîb’e göre yüz otuz iki yaşında vefat etti.32

OTUZ BEŞİNCİ DEDESİ FÂLİĞ b. ÂBİR

Hz. Hûd’un oğlu Kahtân’ın kardeşidir. Süheylî Hz. Nûh’un kardeşi olduğunu belirtir. Tufandan yüz yıllar sonra doğdu. Babası kendisi ile yakından ilgilendi. İslam’ı öğreterek Allah’a ibadete teşvik etti.

OTUZ ALTINCI DEDESİ ÂBİR b. ŞÂLAH

Moğultay gibi bir çok müellif Hûd ile aynı kişi olduğunu söyler.

Babası vefat ettikten sonra davet işini üstlenen Âbir /Abîr, gece gündüz demeden insanları iyiliğe davet edip kötülüklerden sakındırdı. Halkı atalarının dininden ayrılarak yoldan çıkan, isyan ederek kötülüklere dalan Kenân b. Hâm’ın kabilesinden uzak durmaları için uyardı.

OTUZ YEDİNCİ DEDESİ KAYNÂN

Süheylî onu Taberî’den naklen Âbir ile Şâlah arasında zikreder.

Tevrat sahir olduğu gerekçesiyle ismini zikretmez. İbn Hazm isminin sabit olduğunu kaydeder.

Astronomi ile meşgul olan ilk kişi olarak bilinirdi. Birikimlerini kaydettiği, tufandan önce bir yere gizlendiği tufandan sonra bulunup kullanıldığı söylenir.

İbn Kelbî dört yüz otuz üç, İbn Habîb yüz doksan üç, İbn Hişâm yüz altmış üç yıl yaşadığını söyler.33

OTUZ SEKİZİNCİ DEDESİ ŞÂLAH b. ERFEHŞAD

Şâlah, resul vekil anlamına gelir. Mâlik ve Kaynân b. Erfahşad’ın kardeşidir.

Erfahşad’ın Şâlah adında bir oğlu oldu. Dört yüz otuz veya dört yüz otuz üç yıl yaşadı. Âzar ayının on üçüncü Pazartesi günü vefat etti.34

OTUZ DOKUZUNCU SEKİZİNCİ DEDESİ ERFAHŞAD

Süheylî isminin aydınlatan kandil anlamına geldiğini kaydeder. Annesi kral çocuklarındandı. İsmi Suleyb binti Betâvîl b. Mehvîl b. Hanûh’dur.

Babası 102 yaşında iken dünyaya gelen Erfehşad’ın ömrü de babası gibi Allah’a ibadetü taatla geçti.

Erfahşâd’ın soyundan pek çok peygamber ve ahyar geldiğini bildiren İbn Cevzî:

Sâm’ın Erfahşâd, Fâris, Tasm, Amlîk, İrem isminde çocukları oldu.

Âd Kavmi, İrem’in çocuklarından Avs’ın soyundan, Semûd kavmi ise Câsir b. İrem’in soyundan geldi.

Farsça konuşanlar Fâris’in, Amâlîkalılar Amlîk’in soyundan geldi.

Ona göre Hz. İbrâhîm de Kahtânlılar gibi İrem’in soyundan geldi. Buna göre Hz. İbrâhîm’in soyu:

İbrâhîm b. Târah, b. Nâhûr b. Sârûğ b. Erğû b. Âbir b. İrem b. Sâm b. Nûh veya

İbrâhîm b. Târah b. Nâhûr b. Sarğû /Sârûğ b. Arğû b. Fâliğ b. Âbir b. Şâlah b. Kaynân Efrahşad b. Sâm b. Nûh,

Hz. Hûd’un soyu:

Hûd b. Abdullah b. Rabâh b. Hulûd /Culûd b. Avs b. İrem b. Sâm b. Nûh şeklindedir.35

KIRKINCI DEDESİ SÂM

Nevevî onun Nûh Tufanından doksan sekiz yıl önce dünyaya geldiğini kaydeder.

Annesinin adı Amerrede’dir. Yûnâtal ve Şâlûm adındaki kardeşleri tufanda boğuldular.36

İbn Hişâm; onun için “Babasının vasisiydi. Uzun süre Mısır krallığı yaptı.” darken İbn Sad, Zübeyr ve Semerkandî nebi olduğunu söylerler.37

KIRK BİRİNCİ DEDESİ Hz. NÛH

Belazûrî: Nûh b. Lâmik b. Muveşeleh b. Ahnûh b. Yârd b. Mehlâîl b. Kaynân b. Anûş b. Şît b. Adem’dir.38

İsmi Abdulgaffâr’dı. İnlercesine bağışlanma dilediği için Nûh lakabını aldı.

İnsan oğlunun ikinci atası olarak bilinen Hz. Nûh’un annesinin adı Kaynûş binti Berkâîl b. Mehvâîl’dir. Sâlah b. Lemik, Suktân, Messân, Tersîs, Sadafâ adında beş kardeşi vardı. Süheylî: Sabiilere adını veren Sâbî b. Lemîk de onun kardeşiydi, der.

Vefat edeceği zaman oğulları ve torunlarını yanına çağıran Hz. Nûh, Allah’a ibadet etmeye devam etmelerini, tevhitten ayrılmamalarını vasiyet etti. Nuru Muhammed’i taşıayan Sâm’a, tahire hanımlarla evlenmesi gibi özel tavsiyelerde bulundu.39

KIRK İKİNCİ DEDESİ LEMİK /LÂMİK

İbn Hişâm; “İsmi Arapça’da Lâmik, İbrânice’de Lâmih, Süryanice’de Lemh’dir. İnsanları tedirgin edecek kadar sert yapılı biriydi. ” darken, Süheylî: “İlk müzik aletleri ve deniz taşıtları yapan kişi olarak bilinir.” der.40

KIRK ÜÇÜNCÜ DEDESİ METTÛŞALAH

Annesinin adı Berûhha’dır.

Hz. İdrîs altmış beş yaşında iken dünyaya gelen Mettûşalah, babasının vefatından sonra insanları uyarma görevini üstlendi. Onları Allah’a ibadete çağırdı. Küfürde ısrar edenlerle savaştı.

Kabiliyetli biri olan Metûşalah, gemi yapıp denizlere açıldı.

Yüz seksen bir /yüz otuz yedi yaşında iken bir oğlu oldu. Yüzü güneş gibi parıldayan oğluna Lemik ismini verdi.

Dokuz yüz altmış dokuz /dokuz yüz yirmi yedi yıl yaşayan Metûşalah, 21 Eylül Perşembe günü vefat etti.

Torunu Hz. Nûh, o hayatta iken peygamber oldu.41

KIRK DÜRDÜNCÜ DEDESİ AHNÛH b. YARD /İDRÎS (a.s)

İsmi Hanûh veya Ahnûh’dur.

Annesinin adı Berre’dir. Nesilleri devam etmediği için isimleri verilmemiştir.

Hz. Adem’in vefatından yüz almış yıl sonra, Hz. Şît’in vefatından yirmi yıl önce dünyaya teşrif etti.42

KIRK BEŞİNCİ DEDESİ YARD b. MEHLÂÎL

İsmi Tevrat’ta Yârd, İncil’de Süryanice Yard olarak geçer. Yard, kaydeden anlamındadır.

Ailesine tavsiyelerde bulunduktan sonra inzivaya çekilen Yard, Dokuz yüz altmış iki yaşında bir Cuma akşamı vefat edinceye kadar ibadetle meşgul oldu.43

KIRK ALTINCI DEDESİ MEHLÂÎL /MEHLÂBÎL b. KAYNÂN

İsmi övülen anlamındadır.

Babasından sonra tebliğ görevini üstlenen Mehlâîl, insanları Allah’a itaata ve atalarının vasiyetini yerine getirmeye davet etti. Altmış beş yaşına geldiğinde bir çocuğu oldu. Yüzü ayın on dördü gibi parıldayan oğlunun adını Yard koydu.

KIRK YEDİNCİ DEDESİ KAYNÂN b. ANÛŞ

Manası müstevlî’dir.

Sosyal ilişkileri güçlü, son derece kibar ve cana yakın biriydi. Ataları gibi o da halkı iyiye ve güzele çağırdı. Hz. Adem ve Şît’in vasiyetini yerine getirmeye teşvik etti. Yetmiş yaşında iken görenleri hayran bırakan bir çocuğu oldu. İsmini Mehlâîl koydu.

Mehlâîl ile yakından ilgilenen Kaynân, gençlik çağına gelince, kendisiyle konuştu. Evleneceği zaman kesinlikle tahire hanımlarla evlenmesi konusunda özel söz aldı.

Vefat edeceği zaman çocukları ve aile fertlerini yanına çağırdı. Kendilerine dua ettikten sonra:

-Hâbîl’in hatırı için mukaddes dağın arkasındaki insanların yanlarına gitmeyin. Hz. Adem’in naşı ve emanetlerini koruyun diye vasiyet etti. 920 yaşında vefat etti.44

KIRK SEKİZİNCİ DEDESİ ANÛŞ

Anûş /Yâneş, ihlas ve samimiyetinden dolayı sadık anlamına gelen Anûş ismini aldı.

Süheylî onun ilk hurma ağacını diken, toprağa tohum atıp buğday eken, Kabe’nin kapısını yaptırak ilk kişi olduğunu kaydeder.45

KIRK DOKUZUNCU DEDESİ ŞÎT /ŞÂS

Anlamı Allah’ın lutfü ve atiyyesidir.46

ELLİNCİ DEDESİ İNSANLIĞIN ATASI İSLAM PEYGAMBERİ Hz. ADEM

1 İbn Hişam, Sire, 1/2/1; Belâzurî, Ensâb, 1/6; Beyhaki, Delail, 1/180; İbn Cevzî, Muntazâm, 1/258; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/108

2 Kutbeddin el-Halebî, Mevridü’l-Azb, 1/25

3 İbn Hişam, Sire, 1-2/95; Zübeyri, Nesebu Kureyş, 5-25; Kelbi, Cemhere, 17-30; İbn Hazm, Cemhere, 9-15;

4 İbn Mibred, Şecere, 120; Moğultây, Sire, 104; İbn Ömer el-Hadramî, Sire, 90; Kutbeddin el-Halebî, Mevridü’l-Azb, 1/29

5 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 20

6 Zübeyrî, Nesebu Kureyş, 16

7 Belazuri, Ensab, 1/52; Berrî, Cevhere, 10

8 İbn Cevzi, Muntazam, 2/210; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 26

9 İbn Cevzî, Muntazam, 2/215

10 İbn Cevzî, Muntazam, 2/216; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 27

11 Taberi, Tarih, 2/260; İbn Hibban, Sire, 1/44; İbn Cevzi, Muntazam, 2/224; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 29 Not; Kelbi, Nu’ma adında bir oğlunun daha olduğunu söyler. Kelbi, Cemhere, 25

12 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 30

13 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 31

14 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 32

15 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 33

16 İbn Cevzi, Muntazam, 2/227; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 34

17 İbn Haldûn, Sire, 40 (Abdurrahman b. Muhammed b. Abdurrahman el-Hadramî el-İşbîlî, ö: 808 Mektebetü Meârif, Riyâd, 1418) Not: Kelbi, onun Esed, Avf, Zib ve Cevn adlarında oğullarının olduğunu da söyler. Kelbi, Cemhere, 22

18 İbn Hişam, Sire, 1-2/92; Zübeyri, Nesebu Kureyş, 12; Kelbi, Cemhere, 21; İbn Hazm, Cemhere, 12; İbn Cevzi, Muntazam, 2/227; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 35; Şami, Sübülü’l-Huda, 1/239; Dahlan, Sire, 1/21

19 Zübeyri, Nesebu Kureyş, 12; İbn Hazm, Cemhere, 12; İbn Cevzi, Muntazam, 2/229; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 36

20 Kelbi, Ayrıca Amr, Âmir, Hâris, Arvân, Sa’d, Avf, Ganme, Mahreme ve Cervele adlarında oğulları olduğunu da kaydeder. Kelbi, Cemhere, 21; İbn Cevzi, Muntazam, 2/230; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 37

21 Belazuri, Ensab, 1/37; İbn Cevzi, Muntazam, 2/230; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 38

22 Zübeyri, Nesebu Kureyş, 9

23 İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 39

24 İbn Cevzi, Muntazam, 2/232; Şami, Sübülü’l-Hüda, 1/289; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 40; Dahlân, Sire, 1/19

25 İbn Sad, Tabakat, 1/58; İbn Cevzi, Muntazam, 2/235; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 42

26 Zübeyri, Nesebu Kureyş, 6; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 44

27 İbn Hişam, Sire, 1-2/15; Zübeyri, Nesebu Kureyş, 5; Kelbi, Cemhere, 18; Belazuri, Ensab, 1/25; İbn Hazm, Cemhere, 10; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 45 Not: Zübeyri ve Kelbi gibi alimlere göre İyâd, Ma’d’ın değil, Nizâr’ın oğludur. İbn Hazm, ve İbn Esir gibi alimler İsrail oğulları ile savaşan Dahhâk adında bir oğlundan bahsederler. Kelbi ve Belazuri Kunâse, Urf, Senâm, Avf, Şekk. adında oğullarının daha olduğunu söyler onların neslinden gelen kuşakları ve oluşan kabileleri isim isim sayarlar. Belazuri, Nehâî ve Sakiflerin İyâd b. Nizâr’ın soyundan geldiğini söyler. Devamında şu bilgiyi verir: “İyâd’ın uzun süre Farslılara bağlı kabilelere baskın düzenledi. Fars ordusu üzerine gelince kabilesi ile birlikte Şam’a kaçtı. Büyük bir kısmı Gassanlılara karıştı. İslam ordusu oralara ulaşınca bir kısmı Rum topraklarına kaçtı. Antakya, Kınsirin gibi beldelere yerleştiler.

28 Kelbi ve Belazuri gibi neseb alimleri, Akk yerine Deys’i koyar. Akk’ın Deys’in oğlu olduğunu söylerler. Ayrıca Übey, Ayy ve Udey adında nesilleri devam etmeyen üç oğlunun daha olduğunu kaydederler. Bununla kalmayan Kelbi ve Belazuri gibi nesep alimleri Deys ve oğlu Akk’ın soyundan gelenleri detaylı şekilde anlatırlar. Kelbi, Cemhere, 18; 18; Belazuri, Ensab, 1/13; İbn Mibred, Şeceretü’n-Nebevî, 46; Şami, Sübülü’l-Hüda, 1/295

29 Kelbi, Cemhere, 18

30 Yakûbî, Tarih, 1/22; Moğultay, Sire, 106; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 123

31 Yakûbî, Tarih, 1/21; Moğultay, Sire, 106; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 123

32 Yakûbî, Tarih, 1/20; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/222; Moğultay, Sire, 106

33İbn Sad, Tabakât, 1/41; İbn Hişâm, Tîcân, 28; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/225; Moğultay, Sire, 107; Şamî, Sübül, 1/372

34 İbn Sad, Tabakât, 1/41; Yakûbî, Tarih, 1/19; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/225; Moğultay, Sire, 107; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/139

35 İbn Cevzî, Muntazâm, 1/248, 258

36 İbn Sad, Tabakât, 1/41; Halebî, Mevridu’l-Azb, 1/136; Moğultay, Sire, 107

37 Nevevî, Tehzîbu’l-Esmâ, 2/134; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/226

38 Belazûrî, Ensâbu’l-Eşraf, 1/5

39 İbn Sad, Tabakât, 1/41; Yakûbî, Tarih, 1/16; İbn Cevzî, Muntazâm, 1/250; Moğultay, Sire, 107; İbn Esîr, el-Kâmil, 1/65; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/124

40 İbn Hişâm, Tîcân, 22; Süheylî, Ravzu’l-Ünf, 1/35; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/230; Halebî, Mevridu’l-Azb, 1/138; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/130

41 Yakûbî, Tarih, 1/14; İbn Esîr, el-Kâmil, 1/62; İbn Cevzî, Muntazâm, 1/234; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/230; Halebî, Mevridu’l-Azb, 1/140; Moğultay, Sire, 107; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/123; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 123

42 Moğultay gibi alimler Hz. Adem’in vefatından yüz yıl önce doğduğunu nakleder. İbn Hişâm; “Dünyada yüz altmış beş yıl yaşadıktan sonra göğe yükseltildi… “ der. Tevrat’tan nakil yapan alimlere göre 350 yaşında göğe çekilmiştir. İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/231; Halebî, Mevridu’l-Azb, 1/146

43 İbn Sad, Tabakât, 1/39; Yakûbî, Tarih, 1/12; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/236; İbn Esîr, el-Kâmil, 1/53; Halebî, Mevridu’l-Azb, 1/147; Moğultay, Sire, 107; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 123

44 İbn Sad, Tabakât, 1/39; Yakûbî, Tarih, 1/12; İbn Esîr, el-Kâmil, 1/53; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/237; Diyârbekrî, Tarihu’l-Hamis, 1/117; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 123

45 Süheylî, Ravdu’l-Ünf, 1/37; İbn Münâvî, Futûhâtu Subhâniyye, 1/238; İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 124

46 İbn Ahmed el-Fâsî, Sire, 124

Paylaşmak Güzeldir